KURUMUN ADI ’TAYYİP ERDOĞAN'

KURUMUN ADI ’TAYYİP ERDOĞAN'


28/10/2012
ANAR genel müdürü Dr. İbrahim Uslu, AKP büyük kongresinde yaptığı konuşmada, AKP’de son kongre ile kurumlaşmanın tamamlandığını ve lider değişikliğinin hiçbir önemi kalmadığını ve başbakanın yerini insanlara bırakmak yerine ilkelere yol haritasına ve stratejiye bırakmayı tercih ettiğini söyledi.
Araya giren Suriye olayındaki gelişmeler ve uçak indirme olayları, bir anda gündemi değiştirdi.
Art arda yapılan zamlar bu kargaşanın arasında kaybolup giderken, bir yerde iyi de oldu.
Çünkü Dr. İbrahim Uslu’nun ileri sürdüğü görüşleri daha iyi yorumlamak fırsatları ortaya çıktı.
Ne gariptir ki, ANAR genel müdürünün bu açıklaması, kongreden bu yana her gün internet sitelerinde yayınlanıyor ve benim sadece birkaç cümlesini aldığım açıklama bütünüyle veriliyor.
Belli ki, internet sitelerinde yayınlanması için de bir bedel ödeniyor.
Yani bu bir haber değil, haber görüntülü duyuru.
Konuşmanın önceden bilerek kurgulandığı da böylece ortaya çıkıyor.
Bu konuşma inandırıcılık bakımından önem taşıdığı için ANAR genel müdürünün kendisine yaptırılıyor.
Bu bile, AKP’de kurumsallaşmanın asla tamamlanmadığını ve tamamlanamayacağını, kurumun da bizzat Başbakan Sayın Tayip Erdoğan’ın kendisi olduğunu gösteriyor.
“AKP’de artık liderin kim olduğu önemli değil” demekle de böyle olmuyor.
Bunu geçmişte Turgut Özal’da da yaşadık.

Dün olduğu gibi, bu gün de en ufak bir meselede bile, başbakanın onayı alınmadan bir şey yapılamadığı ortada.
Bunun en son canlı örneklerini yakın zaman içinde yaşadık. 
Rusya’dan kalkan ve Suriye’ye gitmek üzere iken, Türk jetleri tarafından zorunlu inişe tabi tutulan Suriye hava yolları uçağı ile ilgili, gelişmelerden sonra, başbakan’a sorular yöneten gazetecilerin, bir sorusu üzerine başbakan, “Hava yolları genel müdürünü aradım, Türk uçaklarının Suriye üzerinden yapacakları bütün uçuşları durdurmaları ve diğerlerine de haber vermeleri talimatını ‘verdim’ ” diyor.
Ermenistan hava yollarına ait uçağın Erzurum’a indirilmesi ile ilgili de aynı şeyi söylüyor.
Yani ‘ben’ diyor.
Kurumlaşmış, hiçbir yerde böyle bir şey olmaz.
Üstelik AKP Kurumsallaştı iddialarının tam üzerinden 10 gün bile geçmeden..
İğneden ipliğe her konuda halen ipler Başbakanın elinde.
İleride de hem cumhurbaşkanlığını, hem de başbakanlığı tekelinde bulundurmak istiyor.
Hayalinde yatan devlet başkanlığıdır.
Bunu da zaten gizlemiyorlar.
Devlet başkanlığına geçiş olur ise ne ala.
Kurum gene Tayip Erdoğan.
Bu gerçekleşmez ise; bu günkü gibi hatta yetkileri daha da azaltılmış bir cumhurbaşkanı olarak Sayın Tayip Erdoğan’ın köşesinde oturabileceğini söyleyebilir misiniz?
AKP artık kurumsallaştı, lider kim olursa olsun önemi yok diyenler, kendileri bile inanmadıkları bir propagandanın arkasına saklanarak, kimseye de inandıramazlar.
Kurumsallaşma; sözlük anlamı ile şöyle tarif edilir. “Bir işletmenin faaliyetlerini, bir kişiye bağımlı olmadan sürdürebilmesidir”
Ancak ve ancak,
Sayın Tayyip Erdoğan’ın yeni süreçte ‘sağlık ya da başka sebeplerle’ siyaseti sürpriz bir şekilde bırakıyorum demesi, cumhurbaşkanlığına da aday olmaması ile siyaset yeni şekil alır, AKP zorunlu olarak ‘kurumlaşma yoluna girmeye çalışır’
Bunu görebilmek için uzman olmaya da gerek yok.
‘Kurumun adı hep Tayyip Erdoğan olacaktır’

AKP’de ‘kurumsallaşma süreci tamamlandı’ diyenler, Numan Kurtulmuş’u partiye almakla Süleyman Soylu’yu partiye almakla, kurumsallaşma tamamlandı zannediyorlarsa: ‘Kurumsallaşma AKP’ye hayırlı olsun'
 Bu yazıyı yazdığım tarih üstte okunuyor. Yazıdan sonra az gittik uz gittik 4 yıl 4 güz gittik. Sonuçta benim dediğim gibi, kurumun adının "Tayyip Erdoğan" olduğu tescillendi. Liderin gitmesi ile AKP'de bir şey değişmez, AKP kurumlaştı diyenlerin söylemleri tümü ile boş çıktı ve nihayet "Devlet Başkanlığı" kapısına dayandık. Yani ben Kurumun adı " Tayyip Erdoğan" derken bu günlere işaret ettim. Türkiye'nin Devlet Başkanlığına geçişinde MHP'nin ve Devlet Bahçeli'nin rolü görmezden gelinemez. Hatta bu konuda AKP'den çok MHP birinciderecede rol oynamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisine sevkedilen tasarı, Halk oyunda da aranan desteği bulacaktır. Aylar öncesinde bu konuda da görüşümü yazdım. 14/11/2015 tarihli yazımda: "Gelinen noktada yapabilecekleri en akılcı yol AK Parti ile bir uzlaşı sağlayıp, ortak bir Anayasa değişikliği metni ile sorunu çözmeleri olacaktır. Aksi halde AK Parti bu değişikliği kendi istediği gibi ve %50 nin üzerinde bir oyla sağlayabilecektir. Bu değişiklik % 60 lar gibi ciddi bir destek bulursa benim için sürpriz olmayacaktır. Ne MHP'nin, ne de CHP'nin seçmen tabanına hakim olabileceğini düşünmüyorum." Diyerek tam da bu güne işaret ettim. Bakalım  bundan sonrası ne olacak?  Tasarının Meclisten ve halk oylamasından geçeceğinden şüphe yok. Devlet Bahçeli Devlet Başkan yardımclığına getirilse bile benim için sürpriz olmayacaktır.

Google+ WhatsApp